Bir Telefonun İçine Sığan Hikâye
İlgili Makale: Annesi bırakmış yavru kediye nasıl bakılır ?
Kayseri’nin geceleri biraz sessizdir. Sessizlik dediğim, gerçekten sessizlik… Sanki şehir kendi iç sesini bile kısar da sadece insanın düşünceleri yankılanır. Ben 25 yaşındayım ve bu yaşta insanın en iyi yaptığı şey bazen plan yapmak değil, geçmişi tekrar tekrar oynatmaktır.
O gece de öyleydi. Elimde telefon, ekranda bir isim. Yazmaya cesaret edemediğim, ama aramayı da beceremediğim bir isim.
Parmağım “ara” tuşunun üstünde kaldı. İçimden tek bir cümle geçiyordu:
“Bir kere ararsam her şey değişir mi?”
Ve tam o an, saçma bir şekilde aklıma başka bir şey geldi.
Anrufen fiili Akkusativ midir?
Cidden… insan kalbi kırıkken neden Almanca dil bilgisi düşünür?
Ama benim zihnim böyle çalışıyor işte. Duygularla mantık aynı masada kavga ediyor, genelde de kazanan olmuyor.
—
Anrufen Fiili Akkusativ midir? O Gece Aklıma Neden Takıldı
Telefon hâlâ elimdeydi. Aramak istediğim kişi Almanya’daydı. Bir zamanlar “bir gün konuşuruz” dediğimiz ama o günün hiç gelmediği bir yerde.
Ve ben orada, Kayseri’de, kendi odamda, tavanla göz göze kalmış halde şu soruyu düşünüyordum:
Anrufen fiili Akkusativ midir?
Cevap aslında basit: Evet, “anrufen” fiili birini aradığında Akkusativ nesne alır.
Mesela:
“Ich rufe dich an.”
“Dich” burada Akkusativdir.
Ama o an mesele dil bilgisi değildi. Mesele, “dich” dediğin kişinin artık hayatında olup olmadığıydı.
Ben o gece şunu hissettim: Dil kuralları netti ama insanlar hiç net değildi.
—
Ich rufe dich an ve içimde kalan cümle
Telefonu çevirip iptal ettim. Ekran karardı.
Ama kafamın içinde o cümle dönmeye başladı:
Ich rufe dich an.
Sanki cümle sadece Almanca değilmiş gibi… içinde bir ağırlık vardı. Bir söz verme hali. Bir “yapacağım” iddiası.
Ama ben yapmamıştım.
Ve bu yüzden “anrufen fiili Akkusativ midir?” sorusu bana bir dil bilgisi sorusu gibi değil de bir suçlama gibi geliyordu.
“Sen zaten onu aramadın.”
İç sesim bazen çok acımasız olabiliyor.
—
Yanlış sandığım her şey
Lisede Almanca öğrenirken öğretmen hep söylerdi:
“Anrufen fiili Akkusativ alır, unutmayın.”
Ben de deftere yazardım, ezberlerdim, sınavdan yüksek not alırdım.
Ama kimse bana şunu öğretmedi:
Birini aramak da bazen Akkusativ kadar net bir şey değildir.
Kimi zaman “dich” dersin ama karşında kimse yoktur.
Kimi zaman “ihn” dersin ama o kişi artık başka bir hayatın içindedir.
Ve en kötüsü… sen hâlâ aynı cümlede takılı kalırsın.
—
Kayseri’de Beklemek
Kayseri’de gece ilerledikçe sokak lambaları bile yorgun görünür. Ben pencere kenarında otururken telefonum masadaydı.
Bir bildirim sesi bekliyordum.
Gelmiyordu.
Kendi kendime güldüm.
“Ne bekliyorsun ki?”
Ama insan bazen beklediğini bile bilmez. Sadece bekler.
O an fark ettim ki, benim asıl sorunum “Anrufen fiili Akkusativ midir?” değildi.
Ben aslında birini arayamamanın ağırlığını taşıyordum.
—
Telefonun çalmadığı an
En zor şey telefonun çalmaması değil aslında.
En zor şey, çalabileceğini düşünmeyi bırakmak.
Ben o gece defalarca telefonu elime aldım. Numaraya baktım. Ekranı kapattım. Açtım. Kapattım.
Her seferinde içimde aynı cümle:
“Ya açarsa?”
Ama bir başka cümle daha vardı, daha sessiz:
“Ya artık o kişi orada değilse?”
Ve bu ikinci cümle, birincisini hep yutuyordu.
—
Dil Bilgisiyle Kalp Arasında Kalan Boşluk
İnsan büyüdükçe bazı sorular değişiyor.
Eskiden “hangi fiil hangi hali alır?” diye sorardım.
Şimdi ise “hangi insan hangi duyguyu alır?” diye düşünüyorum.
Anrufen fiili Akkusativ midir?
Evet, teknik olarak evet.
Ama benim içimde bu soru artık şuna dönüşmüştü:
“Birini aramak, onu hâlâ hayatında tutmak anlamına gelir mi?”
—
Basit açıklama: Akkusativ meselesi
Kafamı toparlamaya çalıştım. Sanki sınavdayım.
Anrufen fiili:
Ayrılabilen bir fiil (trennbares Verb)
“rufen” + “an” yapısı
“kimi aramak?” sorusuna cevap verir
Bu yüzden Akkusativ nesne alır
Mesela:
Ich rufe dich an.
Er ruft seine Freundin an.
Dil bilgisi böyle söylüyordu.
Ama hayat şunu söylüyordu:
“Her ‘dich’ gerçekten ulaşılabilir değildir.”
—
Benim için anlamı
Benim için “Anrufen fiili Akkusativ midir?” sorusu artık bir kural değil, bir hatırlatmaydı.
Çünkü o gece şunu fark ettim:
Bazı insanlar cümlenin nesnesi olur ama hayatın öznesi olmaktan çıkar.
Ve bu çok garip bir boşluk bırakır.
Ne tamamen unutursun, ne de tam olarak ulaşırsın.
—
Bir Aramanın Değiştiremediği Şeyler
Ertesi gün yine aynı telefon, aynı ekran.
Ama bu sefer daha sakindim.
Kendime şunu söyledim:
“Ararsan ne olacak?”
Cevap yoktu.
Bazen cevap olmaması bile bir cevaptır.
Ben o sabah aramadım.
Ama içimdeki o cümle hâlâ duruyordu:
Ich rufe dich an.
Sadece artık bir vaat gibi değil, yarım kalmış bir alışkanlık gibi.
—
Sonuç değil iç duygu
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Anrufen fiili Akkusativ midir?
Evet, Almanca kitabına göre kesinlikle evet.
Ama benim hayat kitabımda bu soru başka bir şeye dönüştü.
Birini aramak, sadece gramer değilmiş.
Birini aramak, cesaretmiş.
Ve bazen en zor şey, doğru fiili bilmek değil… doğru kişiyi aramaya hâlâ gücün olup olmadığını kabul etmekmiş.
O gece Kayseri’de pencere kenarında otururken bunu öğrendim.
Telefonum masadaydı.
Ekran karanlıktı.
Ama içimde hâlâ açık kalan bir cümle vardı.